Blog

  • İdrar Torbası (Mesane) Sarkması

    İdrar Torbası (Mesane) Sarkması

    Kadında İdrar Torbası Sarkması

    Kadında İdrar Torbası Sarkması

       Sistosel (idrar kesesi sarkması veya mesane sarkması), mesane ve vajinal duvarın etrafındaki destekleyici dokuların zayıflayıp gerilmesi sonucu mesane ve vajinal duvarın düşmesine neden olan bir durum olarak tanımlanır. Bir tür pelvik organ sarkması şeklinde de ifade edilebilir.

       Sistosel durumunda mesaneyi tutan bağlar ve kaslar gerildiğinde veya zayıflaması söz konusu olur. Buna bağlı olarak vajinal açıklıktan doku çıkıntısı görülebilir, hissedebilir; idrar sırasında veya adet ürünleri kullanma konusunda zorluk çekilebilir.

       Sistoselin vajinal bölgede yarattığı etki ile birlikte bazı belirtiler ortaya çıkardığı da görülür. Bu belirtiler arasında vajinal bölgede baskı hissi, ıkınma sırasında rahatsızlık, idrar yapmış ancak yapmamış gibi mesanenin tam boşalamaması hissi gösterilir.

       Hafif seyreden sistosel vakaları sadece pelvik bölgede bir rahatsızlık hissine neden olabilir veya yanlışlıkla idrar kaçırma durumu meydana getirebilir. Şiddetli bir sistosel ise idrar akışını engeller. Bu durum aynı zamanda enfeksiyona veya böbrek hasarına yol açabilir. Hafif sistosel vakaları tedaviye ihtiyaç duymazken gerekli görüldüğü takdirde sistosel tedavisi mesaneyi desteklemek için esnek bir halka veya cerrahi operasyonu içerir. Nadir durumlarda östrojen tedavisi de denenebilir.

    Sistosel (İdrar Kesesi Sarkması) Neden Olur?

       İdrar kesesi sarkması olarak da bilinen sistosel, pelvik tabanın destek sisteminin zayıflaması sonucunda meydana gelir. Bu zayıflamaya neden olan faktörler arasında ise yaşın ilerlemesi, çok doğum yapılması, obezite, menopoz ve histerektomi operasyonu yer alır. Aynı zamanda genetik de önemli bir faktördür.

       Sistosel yol açabilecek faktörler şöyle sıralanabilir:

    • Yaşın ilerlemesi
    • Çok fazla doğum yapılması
    • Obezite
    • Menopoz ve akabinde östrojen hormonu düşüklüğü
    • Histerektomi
    • Sürekli ağır kaldırmak veya ıkınma ile bağırsakları zorlamak
    • Kronik öksürük veya bronşit

    Sistosel (İdrar Kesesi Sarkması) Belirtileri Nelerdir?

       Pelvik bölgede ağırlık hissi, vajinada şişkinlik, sık idrara çıkma ihtiyacı, idrar kaçırma, idrar yapıldığı halde mesanenin tam boşalmaması hissi, sık sık idrar yolu enfeksiyonları ve alt sırt ağrısı sistosel görülen kişilerde ortaya çıkan belirtilerdir.

    Sistosel belirtileri maddeler halinde şöyle ifade edilebilir:

    • Pelvik bölgede ağırlık veya dolgunluk hissi
    • Vajinal bölgede şişkinlik
    • Sık idrara çıkma ihtiyacı
    • İdrar yapıldığı halde mesanenin boşalmaması
    • İdrar kaçırma problemi
    • İdrar yolu enfeksiyonlarının artması
    • Alt sırt ağrısı
    • Cinsel ilişki sırasında ağrı
    • Ikınma sırasında vajinanın sarkması
    • Adet ürünlerini kullanma sırasında zorluk
    Prof. Dr. Tarık YONGUÇ

    Daha İyi Sağlığa Giden Yolunuz, Adım Adım

    01

    Randevu Alın

    Beklemeden muayene olmak için randevu alın

    02

    İletişim

    Tedavi sürecinizi planlamak ve detaylı bilgi almak için bize ulaşın

    03

    Tedavinize Başlayın

    Ürolojik sağlığınızı uzman ellere emanet ederek daha konforlu bir hayata başlayın

    Neden Bizi Seçmelisiniz?

    Sağlığınız, Mükemmelliğe Olan Bağlılığımız

    Güncel ve Modern Tedavi Yöntemleri

    En son teknolojik donanımlar ve bilimsel olarak kanıtlanmış cerrahi/klinik yöntemlerle hizmet veriyoruz.

    Kişiye Özel Yaklaşım

    Her hastanın durumunun benzersiz olduğunun bilinciyle, şikayetlerinize özel ve bütüncül tedavi planları geliştiriyoruz

    Deneyim ve Uzmanlık

    Yılların getirdiği klinik tecrübemizi, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için profesyonel bir titizlikle kullanıyoruz.

    0 %
    HASTA MEMNUNİYETİ
  • Sertleşme Bozukluğu Nedenleri

    Sertleşme Bozukluğu Nedenleri

    Sertleşme Bozukluğu Nedenleri

    Sertleşme Bozukluğu Nedenleri

    Sertleşme Bozukluğu Nedenleri (Erektil Disfonksiyon):

       Sertleşme sorunu seksüel ilişkiye başlamak ve devam edebilmek için yeterli sertleşmeyi sağlayamama durumudur. Sürekli olmayan geçici sertleşme sorunları, çok stresli, çok yorgun, sinirli ya da yoğun alkol alımı nedeniyle olabillirken, sürekli bir sorun olarak devam ediyorsa tıbbi yardım aramakta fayda vardır. Sertleşme bozukluğunun çok çeşitli nedenleri arasında en sık görülenleri;

    Vasküler nedenli erektil disfonksiiyon(ED):

       Normal ereksiyon için kan damarlarının açık ve sağlıklı olması elzemdir. Eğer kanı penise getiren damar damarlarda ya da kanın peniste durmasını sağlayacak kapak sistemlerinde bir sorun var ise kişinin sertleşmesi tam olmayacaktır. En sık görülen tip budur. Nedenleri:

    • Hipertansiyon
    • Diyabet
    • Yüksek kolesterol
    • Sigara
    • Obesite
    • İleri yaş (65 yaş üstü)

    Nörolojik ED:

       Sinirlerde görülen rahatsızlıklar sonucu beyinden penise giden iletilerin bozulması nedeniyle oluşmaktadır. En sık nedenleri

    • Travma
    • Pelvik bölge ameliyatları
    • Radyoterapi
    • İnme ve multiple sklerozis (MS) gibi nörolojik hastalıklar
    • Hormonal ED: Testesteron erkek cinsel sağlığında en önemli hormondur ve bu hormon eksikliğinde sertleşme sorunları sıkça rastlanır. Diğer bir hormonal ED nedeni de daha az sıklıkla görülen tiroid hormon bozukluklarıdır.
    • Psikolojik ED: Psikolojik sorunlar veya hastalıklar nedeniyle olan ED dir.

       Sertleşme sorunu için doktorunuza başvurduğunuzda size bu durumunuzla ilgili spesifik sorular yönelttikten sonra, kan testleri isteyecektir ve eğer lüzum görürse renkli dopler penil ultrasonografi isteyecektir. Yapılacak tetkikler sonucunda Sertleşme sorunuzun kesin nedeni anlaşılacak ve uygun tedavi başlanacaktır.

       Sertleşme sorunlarında ilk basamak tedavi günlük ya da ihtiyaç anında kullanılan hapları içerir. Haplar yetersiz olursa penise uygulanan iğneler ve vakum cihazları denenebilir. En ileri ve kesin tedavi ise PENİL PROTEZ ameliyatıdır.

     

    Penil Protez Ameliyatı

       Erkekte peniste oluşabilen  ereksiyon sorunlarını (sertleşme bozukluklarını) gidermede kullanılan penil protezler, cinsel hayatın aktifliğinin korunmasında önemli bir rol oynar. Yaşa, kronik hastalıklara, ameliyatlara ve yaşam tarzına bağlı olarak ortaya çıkabilen sertleşme problemlerinde ve diğer tedavi yöntemlerinin işe yaramadığı durumlarda kullanılan penil protezler, cerrahi yöntemlerle kolaylıkla uygulanabilir. Bu tarz bir işlem cerrahi bir yöntem sayıldığı için en son tercih edilen tedavi yöntemi olmakla birlikte, uygulamanın sonuçları göz önüne alındığında hem hasta hem de partneri tarafından oldukça iyi sonuçlar verdiği söylenebilir.

    Penil Protez Çeşitleri Nelerdir?

       Penil penil protez çeşitleri, yarı sert bükülebilen veya pompa ile şişirebilen olmak üzere iki farklı tipi vardır. Doğal görünümü ve daha konforlu bir kullanım deneyimi sunması nedeniyle sıklıkla tercih edilen şişirebilir protezler, kullanım için kolayca aktif hale getirilebilir ve sonrasında yine aynı şekilde söndürülebilir. Üç parçalı olarak tasarlanan şişirilebilir modeller, karın duvarının hemen alt kısmına yerleştirilen bir rezervuar, testis torbasının içine yerleştirilen bir tane pompa ve penisin içerisine konumlandırılan iki adet şişirilen silindirden oluşmaktadır. Bu tip protezler, doğal ve gerçek bir ereksiyona imkân tanıdığı için en sık kullanılan modellerdir. Penil protezlerde, tüm parçalar cerrahi bir operasyonla vücut içine monte edilir, böylece dışarıdan görülmesi ya da fark edilmesi mümkün değildir. Kullanılmadığı zamanlarda söndürülebilmesi sayesinde, yarı sert protezlerin aksine, şişirebilen protezler kıyafetlerin dışından fark edilmez. İkinci penil protez modeli olan yarı sert protezler ise daha az parça içerecek şekilde tasarlanmıştır ve bu protezin cerrahi müdahaleyle vücuda yerleştirilmesi nispeten daha kolaydır. Bu modelde şişirme özelliği yoktur ve sürekli serttir. Kullanılmadığı zaman aşağı doğru bükülür. Ancak bu modelin giysilerin altından diğer modele göre daha fazla belli olabileceği de unutulmamalıdır.

    Penil Protez Ameliyatı Nasıl Yapılır?

       Penil protez ameliyatı SPİNAL veya GENEL anestezi altında AÇIK olarak yapılan bir ameliyattır. Penis ve testisler arasından (Penoskrotal bölgeden) yapılan yaklaşık 5 cm.’lik kesi ile katlar geçilerek penisin kanı tutan kalın zarlarına (fasya) ulaşılır. Bu zarlar kesilerek iç kısmından penis boyutu ölçülür ve yerleştirilecek çubukların uzunluğu hesaplanır. Silindir şeklindeki bu zarların içine penis boyutuna uygun şişirilebilen çubuklar yerleştirilir. Daha sonra hastanın durumuna göre ya aynı kesiden ya da kasık bölgesine yapılacak ikinci bir kesiden silikon vasıflı yumuşak su kesesi karın içine idrar torbasının yanına yerleştirilir. Son olarak ta mekanizmayı çalıştıracak kumanda testis torbasının içine yerleştirilir. Bağlantı tüpleri birleştirilir. Sonra sistemin kusursuz çalıştığından emin olunur. Katlar kapatılır ve bandaj ile örtülür. Hastaya ameliyat sırasında takılan sonda ameliyattan sonraki sabah çıkarılır. Hastanede yatış süresi 1-2 gündür. Bandajda genellikle 2 gün tutulur. Ameliyattan sonra vücudun dışından hiçbir malzeme görünmez.

       Ameliyattan sonra 1-2 gün hastanede kalış süresinden sonra taburcu olunur. 4-6 hafta mekanizma aktif hale getirilmez ve kullanılmaz. Ameliyattan sonraki 4-6 haftalık süre de iyileşme ve protezin vücuda uyumu beklenir. Hastada özel bir durum yok ise 2 hafta sonra kontrol edilir. Penil protez 4-6 hafta sonra çalıştırılır. Penil protezin sertleşmeyi sağlaması için testis torbasına yerleştirilen pompanın 3-4 kere sıkılması yeterlidir. Bu basit işlem birkaç kez bizzat hastaya tekrarlatılır ve hastaya mekanizmanın kullanımı öğretilir. Penisin normal yumuşak hele geçmesi içinde kumanda üzerindeki düğmeye basmak yeterlidir.

       Penil protez hasta tarafından kullanılmaya başlandıktan sonra artık hastanın başka bir ilaç ya da alet kullanmasına gerek kalmayacak ve istediği zaman ilişkiye girebilecektir.

     

    Penil Protez Ameliyatı Sonrası Neler Yaşanabilir?

       Penil implant ameliyatları, tecrübeli ellerde kısa sürede yapılan ve hastanın normal yaşantısına kolayca geri dönebileceği basit ameliyatlardır. Bununla birlikte, her cerrahi müdahale sonrasında olduğu gibi belli bir süre boyunca hastanın ağrı hissetmesi oldukça normaldir. Hissedilen hafif ağrı, bazı durumlarda birkaç haftaya kadar sürebilir. Ameliyat sonrası oluşabilecek enfeksiyonları engellemek için doktorun vereceği antibiyotiklerin kullanılması büyük bir önem taşır. Hasta iş hayatına 2-3 gün içinde dönebilir. Hasta penil protezini 4-6 hafta sonra kullanmaya başlayabilir.

    Prof. Dr. Tarık YONGUÇ

    Daha İyi Sağlığa Giden Yolunuz, Adım Adım

    01

    Randevu Alın

    Beklemeden muayene olmak için randevu alın

    02

    İletişim

    Tedavi sürecinizi planlamak ve detaylı bilgi almak için bize ulaşın

    03

    Tedavinize Başlayın

    Ürolojik sağlığınızı uzman ellere emanet ederek daha konforlu bir hayata başlayın

    Neden Bizi Seçmelisiniz?

    Sağlığınız, Mükemmelliğe Olan Bağlılığımız

    Güncel ve Modern Tedavi Yöntemleri

    En son teknolojik donanımlar ve bilimsel olarak kanıtlanmış cerrahi/klinik yöntemlerle hizmet veriyoruz.

    Kişiye Özel Yaklaşım

    Her hastanın durumunun benzersiz olduğunun bilinciyle, şikayetlerinize özel ve bütüncül tedavi planları geliştiriyoruz

    Deneyim ve Uzmanlık

    Yılların getirdiği klinik tecrübemizi, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için profesyonel bir titizlikle kullanıyoruz.

    0 %
    HASTA MEMNUNİYETİ
  • Böbrek Kanseri Ameliyatı

    Böbrek Kanseri Ameliyatı

    Böbrek Kanseri Ameliyatı

    Böbrek Kanseri Ameliyatı

    Böbrek kanseri nedir?

       Böbrek kanseri böbrek hücrelerinden gelişir. Böbrekler omurganın her iki yanında yerleşmiş, yaklaşık yumruk büyüklüğünde ve fasulye şeklinde vücuttan beslenme sonucu oluşan atık maddeleri idrarla atmamızı sağlayan organlardır. Böbrekler hayati önemdedir ve böbrek yetmezliğinde hayatta kalmak için diyaliz ya da böbrek nakli gereklidir.

       Böbrek kanserinin görülme sıklığı gitgide artmaktadır. Bunun bir sebebi, ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) gibi görüntüleme yöntemlerinin daha sık kullanılmasıdır. Son zamanlarda toplumda artan obesite (şişmanlık) önemli sebeplerden biridir. Çevresel karsinojenlere (sebzelere ve meyvelere uygulanan böcek ilaçları ve çeşitli kimyasallar) maruz kalmada böbrek kanseri oluşma ihtimalini arttırmaktadır.

    Böbrek kanseri belirtileri nelerdir?

       Böbrek kanseri genellikle erken evrelerde belirti veya bulguya neden olmaz. Günümüzde de sık kullanılan görüntüleme yöntemleri sayesinde böbrek kanserleri erken evrede yakalanabilmektedir. Böbrek kanseri ilerledikçe aşağıdaki belirti ve bulgular görülebilir:

    • İdrarda kan bulunması sonucu idrarın pembe, kırmızı ya da kola renginde görünmesi
    • Geçmeyen sırt ya da yan ağrıları
    • İştah kaybı
    • Açıklanamayan kilo kaybı
    • Yorgunluk
    • Yüksek ateş (aralıklı)

    Böbrek kanseri riskini artıran faktörler:

    • İleri yaş. Yaşınız ilerledikçe böbrek kanserine yakalanma riskiniz artar. Bu nedenle düzenli kontroller çok önemlidir.
    • Sigara. Sigara içenlerin böbrek kanserine yakalanma riski sigara içmeyenlere göre daha fazladır. Bu risk sigarayı bırakınca azalır.
    • Obezite. Obez (aşırı kilolu) bireylerin böbrek kanserine yakalanma riski daha fazladır.
    • Yüksek tansiyon (hipertansiyon) Yüksek kan basıncı böbrek kanserine yakalanma riskini artırır.
    • Böbrek yetmezliği. Kronik böbrek yetmezliği olan bireylerin böbrek kanserine yakalanma riski daha fazladır.
    • Ailede böbrek kanseri öyküsü. 
    • İş yerinde kimyasal maddelere maruz kalmak. 

    Böbrek kanseri tanısı nasıl konulur?

       Böbrek kanserinin tanısını koymakta kullanılan tetkikler:

    • Kan ve idrar tetkikleri. Kan ve idrar tetkikleri doktorunuza, belirti ve semptomlara neyin sebep olduğunu anlama konusunda ipucu verebilir.
    • Görüntüleme tetkikleri. Günümüzde gelişmiş görüntüleme yöntemleri (ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) taraması ya da manyetik rezonans görüntüleme (MRG)) ile börek kanseri çok erken evrede yakalanabilmektedir.

    Böbrek kanseri ameliyatı

       Böbrek kanseri için kesin tedavi yöntemi tümörün çıkarılmasıdır. Eğer mümkünse böbreğin korunarak tümörün çıkarılması yapılacak en iyi tedavidir. Bunu yapabilmek için böbrek kanseri başlangıç evresinde büyümeden yakalanmalıdır.  Böbrek kanseri tedavisinde kullanılan cerrahi işlemler arasında aşağıdakiler sayılabilir:

    • Kanserli böbreğin alınması (Radikal Nefrektomi). Radikal nefrektomi bir böbreğin tam olarak çıkarılması, tümörün yayıldığı durumlarda lenf nodları, böbrek üstü bezleri ya da yakın dokuların alınmasını kapsayabilir.
    • Kanserli kısmın böbrekten çıkarılması (Parsiyel nefrektomi). Böbrek koruyucu ya da nefron koruyucu ameliyat olarak da bilinir. Cerrah, tüm böbreği almak yerine tümörü ve çevresindeki az miktarda sağlıklı dokuyu çıkarır. Böbrek koruyucu ameliyat küçük böbrek kanserlerinde yaygın kullanılan bir tedavi yöntemidir, böbrek fonksiyonlarını korumak ve böbrek yetmezliği ve diyaliz ihtiyacı gibi daha sonra oluşabilecek komplikasyon riskini azaltmak için radikal nefrektomiye tercih edilir.

       Ameliyat sonrası genellikle 2 gün hastanede kalınır. Ameliyattan 10 gün sonra normal hayata dönmek mümkündür. Kanserin böbrekte sınırlı kalması halinde ameliyat genellikle ihtiyaç duyulan tek tedavi yöntemidir ve kemoterapi veya radyoterapi gerekmez.

    Prof. Dr. Tarık YONGUÇ

    Daha İyi Sağlığa Giden Yolunuz, Adım Adım

    01

    Randevu Alın

    Beklemeden muayene olmak için randevu alın

    02

    İletişim

    Tedavi sürecinizi planlamak ve detaylı bilgi almak için bize ulaşın

    03

    Tedavinize Başlayın

    Ürolojik sağlığınızı uzman ellere emanet ederek daha konforlu bir hayata başlayın

    Neden Bizi Seçmelisiniz?

    Sağlığınız, Mükemmelliğe Olan Bağlılığımız

    Güncel ve Modern Tedavi Yöntemleri

    En son teknolojik donanımlar ve bilimsel olarak kanıtlanmış cerrahi/klinik yöntemlerle hizmet veriyoruz.

    Kişiye Özel Yaklaşım

    Her hastanın durumunun benzersiz olduğunun bilinciyle, şikayetlerinize özel ve bütüncül tedavi planları geliştiriyoruz

    Deneyim ve Uzmanlık

    Yılların getirdiği klinik tecrübemizi, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için profesyonel bir titizlikle kullanıyoruz.

    0 %
    HASTA MEMNUNİYETİ
  • Testis Kanseri Ameliyatı

    Testis Kanseri Ameliyatı

    Testis Kanseri Ameliyatı

    Testis Kanseri Ameliyatı

    Testis kanseri nedir?

       Testis kanseri, erkeklerde testis (erbezi) dokusu hücrelerinden kaynaklanan kanserdir. Testisler vücutta erbezi torbası içerisinde yer alan iki adet organdır. Testislerde spermler ve erkeklik hormonu(testosteron) üretilir. Testis kanseri her yaşta görülebilir fakat en sık 15-45 yaşları arasında görülmektedir. Çoğunlukla tek testis de görülen testis kanseri nadiren de olsa her iki testis de görülebilir.

    Testis kanserinin belirtileri nelerdir?

      • Testiste şişlik veya kitle: Testis kanserinin en önemli belirtisi testiste ağrısız, sert şişlik olmasıdır. Nadiren testis de ağrı (kanser nedeniyle testis içine kanama ya da kanseri dokuda enfeksiyon gelişmesi) olabilir.
      • Testiste veya erbezinde (skrotum) ağırlık hissi
      • Belin alt tarafında ya da kasıkta künt ağrı
      • Testiste ani şişme
      • Testis veya erbezinde ağrı veya rahatsızlık hissi
      • Göğüs dokusunda büyüme veya hassasiyet
      • Sırt ağrısı

    Testis kanserinin nedenleri nelerdir?

       Çoğunlukla genç yaşta görülen testi kanserinde bazen hiçbir neden bulunmayabilir. Çoğu hastalarda genellikle bilinen bazı faktörler kanserin gelişmesinde önemlidir. Testis kanserinin en sık nedenleri şunlardır;

      • İnmemiş testis (kriptorşidizm): Doğuştan testisler normal yerinde olmayabilir ve kasıkta veya karın içinde kalır. Bu durumlar testis kanseri için risk oluşturur. Testisin skrotuma indirilmesi de riski ortadan kaldırmaz. Böyle geçmişi olan bireylerin testislerini düzenli kontrol etmesi önemlidir.
      • Ailesel olabilir: Diğer birçok kanserde olduğu gibi testis kanserinde de ailesel yatkınlık vardır. Fakat bu oran oldukça düşüktür.
      • Atrofik (küçük) testis: Enfeksiyon veya travmaya bağlı testis atrofilerinde (küçülmesinde) uzun süre sonra kanser gelişebilir.

    Testis kanserinin tanısı nasıl konur?

       Testis kanserinin tanısını koymak kolaydır. Testiste kitle (şişlik) ile gelen hastalarımıza tanı koyabilmek için öncelikle hastanın dikkatli bir testis muayenesini yaparız. Eğer şüpheli bir durum var ise Renkli dopler USG yapılır ve 3 adet tümör belirtecini içeren kan testi istenir. Genellikle bunlar doğru tanı koymak için yeterlidir ama kesin tanı konulamayan olgularda kontrastlı MR incelemeden de faydalanılır.

       Testis kanseri tanısı konan hastalar ameliyat için çok fazla bekletilmemelidir. Eğer muayene, kan testleri (tümör belirteçleri) ve radyolojik testler kanser olduğunu gösteriyorsa en kısa sürede ameliyat gerçekleştirilir.

    Testis kanseri ameliyatı, ameliyat süresi, anestezi şekli ve hastanede kalış süresi?

       Testis kanseri ameliyatında kasık bölgesine yapılan 3-4 cm’lik kesi den kanserli testis dokusu dışarı alınır. Ameliyat yaklaşık 35-40 dakika kadar sürer. Ameliyat genel anestezi veya spinal anestezi altında yapılır. Ameliyat yerini estetik dikişle kapattığımız için genellikle iz kalmaz. Hasta bir gece hastanede kalır ve ertesi gün günlük işlerini yapabilir. Hastalar iş hayatına 3-4 gün içinde dönebilir.

    Testis kanseri ameliyatı sırasında testis protezi takılır mı?

       Testis kanseri nedeniyle testisi alınan hastalarda o taraftaki erbezi torbası (skrotum) boş kalacağından eğer isterlerse, testis şeklinde ve boyutunda, özel silikondan yapılmış protez, ameliyat sırasında boş kalan bölgeye yerleştirilir ve normal testis varmış gibi bir görüntü verir. Ameliyat sırasında Testis protezi takılması hastayı psikolojik olarak rahatlatır, güven kaybını önler ve hastanın süreci daha kolay atlatmasını sağlar. Testis protezi estetik amaçlıdır.

       Testis protezi, kanser ameliyatı ile ayni seansta olabileceği gibi daha sonra başka bir seansta da yapılabilir. Ayni seansta yapılması hasta için daha kolaydır ve tekrar bir ameliyattan kaçınmış olur.

    Prof. Dr. Tarık YONGUÇ

    Daha İyi Sağlığa Giden Yolunuz, Adım Adım

    01

    Randevu Alın

    Beklemeden muayene olmak için randevu alın

    02

    İletişim

    Tedavi sürecinizi planlamak ve detaylı bilgi almak için bize ulaşın

    03

    Tedavinize Başlayın

    Ürolojik sağlığınızı uzman ellere emanet ederek daha konforlu bir hayata başlayın

    Neden Bizi Seçmelisiniz?

    Sağlığınız, Mükemmelliğe Olan Bağlılığımız

    Güncel ve Modern Tedavi Yöntemleri

    En son teknolojik donanımlar ve bilimsel olarak kanıtlanmış cerrahi/klinik yöntemlerle hizmet veriyoruz.

    Kişiye Özel Yaklaşım

    Her hastanın durumunun benzersiz olduğunun bilinciyle, şikayetlerinize özel ve bütüncül tedavi planları geliştiriyoruz

    Deneyim ve Uzmanlık

    Yılların getirdiği klinik tecrübemizi, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için profesyonel bir titizlikle kullanıyoruz.

    0 %
    HASTA MEMNUNİYETİ
  • Mesane (İdrar Torbası) Kanseri

    Mesane (İdrar Torbası) Kanseri

    Mesane (İdrar Torbası) Kanseri

    Mesane (İdrar Torbası) Kanseri

       Mesane Kanseri, mesanenin (idrar torbası) içini döşeyen hücrelerden köken alan bir kanser türüdür. Aynı hücreler böbreklerin ve böbrek kanallarının iç kısmını da kaplamaktadır. Fakat mesane kanseri diğerlerinden daha fazla görülmektedir. Çoğunlukla erken evrede yakalanan mesane kanseri kapalı ameliyat yöntemi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Tanı da geç kalınan mesane kanserlerinde tümörün evresine göre açık ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi seçeneklerinden biri bazen de kombine tedaviler uygulanabilmektedir.

    Mesane Kanserinde Belirti ve Bulgular

       Mesane kanseri için en tipik belirti idrarda genellikle ağrısız olarak pıhtılı veya pıhtısız kanama (hematüri) görülmesidir. İdrardaki kanama bazen gözle görülebilecek düzeyde olmayıp sadece yapılan idrar tahlilinde saptanabilir. İdrarda saptanan her kanama kanser nedeniyle olmamakla birlikte olası bir kanserin işaretçisi olabileceği için dikkate alınmalıdır. Kanama haricinde ise nadiren sık idrara çıkma, idrar kaçırma ve ağrılı idrar yapma mesane kanserinin belirtileri olabilir.

    Mesane Kanserinde Risk Faktörleri

    • Sigara içme: Mesane kanserinin gelişimi için en önemli risk faktörüdür. Sigara kullanımı sırasında akciğerler aracılığıyla kana karışan kanserojen maddeler kan dolaşımı ile çeşitli doku ve organlarda yaptığı olumsuz etkiler haricinde böbreklerden süzülerek idrar içerisinde birikir. İdrarın mesanede depolanması sırasında mesanenin iç kısmını kaplayan epitel dokusuna temas ederek kanserojen etkisi gösterir. Sigara haricinde pipo, puro, nargile ve benzeri tütün ürünleri de yine yüksek risk taşır.
    • Artan Yaş: Yaş ilerledikçe mesane kanseri görülme sıklığı da artmaktadır. Mesane kanseri her yaşta görülebilse de en çok tanı 55 yaş üstünde konulmaktadır.
    • Cinsiyet: Erkek cinsiyette daha çok görülmektedir.
    • Kimyasallara maruz kalma: Boya, lastik, deri, tekstil endüstrilerinde çalışanlar ile arsenik ve solventlere maruz kalanlarda mesane kanseri gelişime ihtimali normal popülasyona göre daha yüksektir. İdrarın içerisindeki karsinojen maddelerin sürekli mesane epiteli ile temas halinde bulunması, mesane kanseri gelişimini tetiklemektedir.
    • Kronik inflamasyon: Sürekli mesane iltihabı var ise (taş, kateter nedenli) mesane kanseri riski vardır.
    • Genetik: Ebeveynlerde veya kardeşlerde olması da yine genetik yatkınlıkla mesane kanseri ihtimalini artırmaktadır.

    Sistoskopi ne zaman yapılmalı?

       Hastada gözle görülen bir kanama ya da idrar tetkiklerinde tespit edilen tekrarlayan kanamalar var ise böbreklerin ve idrar torbasının görüntülenmesi için ultrason tetkiki istenir. Gerekli görülürse bilgisayarlı tomografi ya da manyetik rezonans görüntüleme tetkikleri istenebilir. Şüphe kuvvetli ise ve tetkiklerde kanamanın nedeni tespit edilemez ise hastaya sistoskopi planlanır. Mesane kanserinin erken evrede yakalanmasında en değerli tanı aracı sistoskopidir. Sistoskopi fleksible optik bir alet aracılığı ile idrar yolundan girilerek mesane içerisinin kamera ile görüntülenmesidir. Dikkatli yapılan bir sistoskopi ile mesane kanserlerinin %100’üne yakınına erken evrede tanı konabilmektedir. Şüphede kalınırsa sistoskopi sırasında biyopsi alınabilir.

    Mesane Kanseri Tedavisi:

       Mesane kanseri tanısı konan hastalarda tespit edilen tümörlere kapalı sistem (endoskopik) ile temizleme işlemi yapılır. Bu işlem vücutta herhangi bir kesi yapılmaksızın idrar kanalından (üretra yoluyla) girilerek yapıldığı için “Trans Üretral Rezeksiyon (TUR-Mesane tümörü)” olarak adlandırılmaktadır. TUR sonrasında elde edilen tümör dokusu patolojiye gönderilerek incelenmesi sağlanır ve böylece kanserin mesanedeki yayılımı ve tipi hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olunabilir.

       Mesane kanseri tedavisi planlanırken tümörün mesanedeki yerleşimi, tümörün patolojik derecesi, tümörün mesanede hangi tabakaları tuttuğu, mesane dışı organlara yayılım yapıp yapmadığı ve hastanın yaşı ve mevcut sağlık durumu göz önünde tutulur.

      Mesane Kanseri Ameliyatı:

       Mesane kanserlerinin çoğunluğu tanı anında sadece mesane epitelini (idrar torbası içini döşeyen hücreler) tutmuşdur ve kas tabakasına yayıklmamıştır. Bu tip mesane kanserlerine yüzeysel mesane kanseri denilir ve TUR ameliyatı çoğu durumda tedavi için yeterlidir. Mesanenin iç tabakasında bulunan epitel dokusunu geçerek kas tabakasına yayılmış olan tümörlerin tedavisi mesanenin tamamının çıkarılması, tıp literatüründeki adıyla “Radikal Sistektomi” ameliyatıdır. Radikal Sistektomi Ameliyatı sırasında mesane çıkarıldıktan sonra farklı yöntemlerle hastanın ince bağırsakları kullanılarak açık veya kapalı mesane yapılabilir.

    Yüzeysel Mesane Kanseri Tekrarlar mı? Yayılır mı?

       Yüzeysel mesane kanserleri TUR-MT operasyonu ile temizlendikten sonra maalesef tekrarlama eğilimindedir. Derecesi yüksek tümörler tekrarlama ve derin kas dokularına yayılma eğilimindedir. Yüzeysel yerleşimli ancak patoloji sonucu yüksek dereceli tümörlerde, tekrarlama ve yayılma olasılığını azaltmak için, TUR ameliyatından en az 2 hafta sonra mesane içerisine sonda aracılığı ile vücudun bağışıklık yanıtını arttırarak tümör dokusunda tahribata yol açan BCG (verem aşısı) verilebilir. Standart tedavide 6 hafta süren bu tedaviden sonra idame tedavisine geçilir. Hasta tümörün tekrarlama olasılığına karşı aralıklı olarak sistoskopi ve görüntüleme yöntemleri ile takip edilir.

       Tüm bu takiplerin ve tedavilerin amacı, öldürücü özelliği çok yüksek olan mesane kanserini vücuttan tamamen atılabilmesini sağlamak ve tekrarlama olasılığını önlemek içindir.

    Prof. Dr. Tarık YONGUÇ

    Daha İyi Sağlığa Giden Yolunuz, Adım Adım

    01

    Randevu Alın

    Beklemeden muayene olmak için randevu alın

    02

    İletişim

    Tedavi sürecinizi planlamak ve detaylı bilgi almak için bize ulaşın

    03

    Tedavinize Başlayın

    Ürolojik sağlığınızı uzman ellere emanet ederek daha konforlu bir hayata başlayın

    Neden Bizi Seçmelisiniz?

    Sağlığınız, Mükemmelliğe Olan Bağlılığımız

    Güncel ve Modern Tedavi Yöntemleri

    En son teknolojik donanımlar ve bilimsel olarak kanıtlanmış cerrahi/klinik yöntemlerle hizmet veriyoruz.

    Kişiye Özel Yaklaşım

    Her hastanın durumunun benzersiz olduğunun bilinciyle, şikayetlerinize özel ve bütüncül tedavi planları geliştiriyoruz

    Deneyim ve Uzmanlık

    Yılların getirdiği klinik tecrübemizi, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için profesyonel bir titizlikle kullanıyoruz.

    0 %
    HASTA MEMNUNİYETİ
  • Penil Protez Ameliyatı

    Penil Protez Ameliyatı

    Penil Protez Ameliyatı

    Sertleşme Bozukluğu Nedenleri (Erektil Disfonksiyon):

       Sertleşme sorunu seksüel ilişkiye başlamak ve devam edebilmek için yeterli sertleşmeyi sağlayamama durumudur. Sürekli olmayan geçici sertleşme sorunları, çok stresli, çok yorgun, sinirli ya da yoğun alkol alımı nedeniyle olabillirken, sürekli bir sorun olarak devam ediyorsa tıbbi yardım aramakta fayda vardır. Sertleşme bozukluğunun çok çeşitli nedenleri arasında en sık görülenleri;

    • Vasküler nedenli erektil disfonksiiyon(ED): normal ereksiyon için kan damarlarının açık ve sağlıklı olması elzemdir. Eğer kanı penise getiren damar damarlarda ya da kanın peniste durmasını sağlayacak kapak sistemlerinde bir sorun var ise kişinin sertleşmesi tam olmayacaktır. En sık görülen tip budur. Nedenleri:
      • Hipertansiyon
      • Diyabet
      • Yüksek kolesterol
      • Sigara
      • Obesite
      • İleri yaş (65 yaş üstü)

    Nörolojik ED: Sinirlerde görülen rahatsızlıklar sonucu beyinden penise giden iletilerin bozulması nedeniyle oluşmaktadır. En sık nedenleri

    • Travma
    • Pelvik bölge ameliyatları
    • Radyoterapi
    • İnme ve multiple sklerozis (MS) gibi nörolojik hastalıklar

    Hormonal ED: Testesteron erkek cinsel sağlığında en önemli hormondur ve bu hormon eksikliğinde sertleşme sorunları sıkça rastlanır. Diğer bir hormonal ED nedeni de daha az sıklıkla görülen tiroid hormon bozukluklarıdır.

    Psikolojik ED: Psikolojik sorunlar veya hastalıklar nedeniyle olan ED dir.

       Sertleşme sorunu için doktorunuza başvurduğunuzda size bu durumunuzla ilgili spesifik sorular yönelttikten sonra, kan testleri isteyecektir ve eğer lüzum görürse renkli dopler penil ultrasonografi isteyecektir. Yapılacak tetkikler sonucunda Sertleşme sorunuzun kesin nedeni anlaşılacak ve uygun tedavi başlanacaktır.

       Sertleşme sorunlarında ilk basamak tedavi günlük ya da ihtiyaç anında kullanılan hapları içerir. Haplar yetersiz olursa penise uygulanan iğneler ve vakum cihazları denenebilir. En ileri ve kesin tedavi ise PENİL PROTEZ ameliyatıdır. 

    Penil Protez Ameliyatı

       Erkekte peniste oluşabilen ereksiyon sorunlarını (sertleşme bozukluklarını) gidermede kullanılan penil protezler, cinsel hayatın aktifliğinin korunmasında önemli bir rol oynar. Yaşa, kronik hastalıklara, ameliyatlara ve yaşam tarzına bağlı olarak ortaya çıkabilen sertleşme problemlerinde ve diğer tedavi yöntemlerinin işe yaramadığı durumlarda kullanılan penil protezler, cerrahi yöntemlerle kolaylıkla uygulanabilir. Bu tarz bir işlem cerrahi bir yöntem sayıldığı için en son tercih edilen tedavi yöntemi olmakla birlikte, uygulamanın sonuçları göz önüne alındığında hem hasta hem de partneri tarafından oldukça iyi sonuçlar verdiği söylenebilir.

    Penil Protez Çeşitleri Nelerdir?

       Penil penil protez çeşitleri, yarı sert bükülebilen veya pompa ile şişirebilen olmak üzere iki farklı tipi vardır. Doğal görünümü ve daha konforlu bir kullanım deneyimi sunması nedeniyle sıklıkla tercih edilen şişirebilir protezler, kullanım için kolayca aktif hale getirilebilir ve sonrasında yine aynı şekilde söndürülebilir. Üç parçalı olarak tasarlanan şişirilebilir modeller, karın duvarının hemen alt kısmına yerleştirilen bir rezervuar, testis torbasının içine yerleştirilen bir tane pompa ve penisin içerisine konumlandırılan iki adet şişirilen silindirden oluşmaktadır. Bu tip protezler, doğal ve gerçek bir ereksiyona imkân tanıdığı için en sık kullanılan modellerdir. Penil protezlerde, tüm parçalar cerrahi bir operasyonla vücut içine monte edilir, böylece dışarıdan görülmesi ya da fark edilmesi mümkün değildir. Kullanılmadığı zamanlarda söndürülebilmesi sayesinde, yarı sert protezlerin aksine, şişirebilen protezler kıyafetlerin dışından fark edilmez. İkinci penil protez modeli olan yarı sert protezler ise daha az parça içerecek şekilde tasarlanmıştır ve bu protezin cerrahi müdahaleyle vücuda yerleştirilmesi nispeten daha kolaydır. Bu modelde şişirme özelliği yoktur ve sürekli serttir. Kullanılmadığı zaman aşağı doğru bükülür. Ancak bu modelin giysilerin altından diğer modele göre daha fazla belli olabileceği de unutulmamalıdır.

    Penil Protez Ameliyatı Nasıl Yapılır?

       Penil protez ameliyatı SPİNAL veya GENEL anestezi altında AÇIK olarak yapılan bir ameliyattır. Penis ve testisler arasından (Penoskrotal bölgeden) yapılan yaklaşık 5 cm.’lik kesi ile katlar geçilerek penisin kanı tutan kalın zarlarına (fasya) ulaşılır. Bu zarlar kesilerek iç kısmından penis boyutu ölçülür ve yerleştirilecek çubukların uzunluğu hesaplanır. Silindir şeklindeki bu zarların içine penis boyutuna uygun şişirilebilen çubuklar yerleştirilir. Daha sonra hastanın durumuna göre ya aynı kesiden ya da kasık bölgesine yapılacak ikinci bir kesiden silikon vasıflı yumuşak su kesesi karın içine idrar torbasının yanına yerleştirilir. Son olarak ta mekanizmayı çalıştıracak kumanda testis torbasının içine yerleştirilir. Bağlantı tüpleri birleştirilir. Sonra sistemin kusursuz çalıştığından emin olunur. Katlar kapatılır ve bandaj ile örtülür. Hastaya ameliyat sırasında takılan sonda ameliyattan sonraki sabah çıkarılır. Hastanede yatış süresi 1-2 gündür. Bandajda genellikle 2 gün tutulur. Ameliyattan sonra vücudun dışından hiçbir malzeme görünmez.

       Ameliyattan sonra 1-2 gün hastanede kalış süresinden sonra taburcu olunur. 4-6 hafta mekanizma aktif hale getirilmez ve kullanılmaz. Ameliyattan sonraki 4-6 haftalık süre de iyileşme ve protezin vücuda uyumu beklenir. Hastada özel bir durum yok ise 2 hafta sonra kontrol edilir. Penil protez 4-6 hafta sonra çalıştırılır. Penil protezin sertleşmeyi sağlaması için testis torbasına yerleştirilen pompanın 3-4 kere sıkılması yeterlidir. Bu basit işlem birkaç kez bizzat hastaya tekrarlatılır ve hastaya mekanizmanın kullanımı öğretilir. Penisin normal yumuşak hele geçmesi içinde kumanda üzerindeki düğmeye basmak yeterlidir.

       Penil protez hasta tarafından kullanılmaya başlandıktan sonra artık hastanın başka bir ilaç ya da alet kullanmasına gerek kalmayacak ve istediği zaman ilişkiye girebilecektir.

    Penil Protez Ameliyatı Sonrası Neler Yaşanabilir?

       Penil implant ameliyatları, tecrübeli ellerde kısa sürede yapılan ve hastanın normal yaşantısına kolayca geri dönebileceği basit ameliyatlardır. Bununla birlikte, her cerrahi müdahale sonrasında olduğu gibi belli bir süre boyunca hastanın ağrı hissetmesi oldukça normaldir. Hissedilen hafif ağrı, bazı durumlarda birkaç haftaya kadar sürebilir. Ameliyat sonrası oluşabilecek enfeksiyonları engellemek için doktorun vereceği antibiyotiklerin kullanılması büyük bir önem taşır. Hasta iş hayatına 2-3 gün içinde dönebilir. Hasta penil protezini 4-6 hafta sonra kullanmaya başlayabilir.

    Prof. Dr. Tarık YONGUÇ

    Daha İyi Sağlığa Giden Yolunuz, Adım Adım

    01

    Randevu Alın

    Beklemeden muayene olmak için randevu alın

    02

    İletişim

    Tedavi sürecinizi planlamak ve detaylı bilgi almak için bize ulaşın

    03

    Tedavinize Başlayın

    Ürolojik sağlığınızı uzman ellere emanet ederek daha konforlu bir hayata başlayın

    Neden Bizi Seçmelisiniz?

    Sağlığınız, Mükemmelliğe Olan Bağlılığımız

    Güncel ve Modern Tedavi Yöntemleri

    En son teknolojik donanımlar ve bilimsel olarak kanıtlanmış cerrahi/klinik yöntemlerle hizmet veriyoruz.

    Kişiye Özel Yaklaşım

    Her hastanın durumunun benzersiz olduğunun bilinciyle, şikayetlerinize özel ve bütüncül tedavi planları geliştiriyoruz

    Deneyim ve Uzmanlık

    Yılların getirdiği klinik tecrübemizi, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için profesyonel bir titizlikle kullanıyoruz.

    0 %
    HASTA MEMNUNİYETİ
  • Mikrocerrahi Varikoselektomi Ameliyatı

    Mikrocerrahi Varikoselektomi Ameliyatı

    Mikrocerrahi Varikoselektomi

    Mikrocerrahi Varikoselektomi

    Varikosel Nedir?

       Varikosel, testislerdeki kanı boşaltan toplardamarların çeşitli nedenlerle genişleyerek varisleşmesidir (uzaması, genişlemesi). Bunun sonucunda testislerdeki kirli kan kalbe iletilemez ve testislerin etrafında göllenir. Varikosel testiste ısı artışına ve spermlerin toksik bir ortamda üretilmesine neden olur. Bu nedenlerden dolayı sperm parametreleri (sayı, hareket ve morfoloji) bozulur ve eğer varikosel ilerlerse kısırlığa yol açabilir. Varikosel tanısı özel bir ultrasonografi olan Renkli dopler USG ile konulur. Varikosel %85 oranında sol testiste (sol testis toplar damarının daha yüksek basınçlı ve daha uzakta olan böbrek toplar damarına döküldüğünden dolayı) ve %15 iki taraflı olur. Varikosel sadece sağ tarafta görülüyorsa ek tetkike gerek vardır çünkü nadiren de olsa altta başka bir hastalık yatabilir. Varikosel tanısı konulan hastadan 3 günlük cinsel perhiz sonrası spemiogram istenir. Renkli dopler USG sonucunda varikosel tanısı konmuş hastaların eğer spermiogram sonuçlarında sperm parametreleri de bozulmuşsa mikrocerrahi varikosel ameliyatı önerilir.

    Mikrocerrahi Varikosel Ameliyatı Nasıl Yapılır?

       Varikosel hastalığının tedavisinde en sık uygulanan, sunduğu avantajlarla tedavide altın standart olarak kabul edilen yöntem mikrocerrahi varikosel ameliyatıdır.  Cerrahi bir mikroskop eşliğinde gerçekleştirilen operasyon sırasında ameliyat bölgesi çıplak gözle kıyasla çok daha detaylı bir şekilde görüntülenebilir.

       Spinal anestezi altında, kasık bölgesinden yaklaşık 3 cm’lik bir kesiden toplardamarlara ulaşarak gerçekleştirilen mikrocerrahi varikoselektomi sırasında, en ince toplardamarlar dahi görüntülenebildiği için hem varisleşen hem de varisleşme ihtimali olan damarlar kapatılabilmektedir. Testislere temiz kan akışı sağlayan mikroarterler ve yararlı lenf damarlarıda mikrocerrahi teknik sayesinde korunabiliyor. Bu yöntem sayesinde hem ameliyat başarısı yükselmekte, hem de ameliyatın yan etkileri azalmaktadır.

       Operasyon tek taraflı ise ortalama ameliyat süresi 30 dakika civarındadır. Ameliyattan sonra hastalar 1 gün hastanede yatar ve ertesi gün normal hayatlarına dönebilirler. Genel olarak 2-3 günlük bir hafif istirahatten sonra normal iş hayatına dönebilirler.

    Varikosel Ameliyatı Mikrocerrahi mi? Normal mi?

      Bilimsel perspektiften mikrocerrahi ile varikosel ameliyatı avantajlarını şu şekilde sıralayabilirim:

    • Daha fazla toplardamar kapatılacağından daha etkin bir ameliyat
    • Daha az tekrarlama olasılığı
    • Daha küçük bir kesiden yapıldığından daha hızlı bir iyileşme
    • Atardamar ve lenf damarları korundujğundan daha az yan etki
    • Sperm parametrelerinde daha çok iyileşme
    • Ameliyat sonrası GEBELİK oranlarının daha yüksek olması

       Mikrocerrahi varikosel ameliyatı sadece infertilite nedeniyle değil aynı zamanda o bölgede ki ağrılar (özellikle spor sonrası, uzun süre ayakta kalma ya da ağır işlerden sonra) nedeniyle de yapılır. Diğer bir operasyon nedeni de estetik kaygılardır.

    Prof. Dr. Tarık YONGUÇ

    Daha İyi Sağlığa Giden Yolunuz, Adım Adım

    01

    Randevu Alın

    Beklemeden muayene olmak için randevu alın

    02

    İletişim

    Tedavi sürecinizi planlamak ve detaylı bilgi almak için bize ulaşın

    03

    Tedavinize Başlayın

    Ürolojik sağlığınızı uzman ellere emanet ederek daha konforlu bir hayata başlayın

    Neden Bizi Seçmelisiniz?

    Sağlığınız, Mükemmelliğe Olan Bağlılığımız

    Güncel ve Modern Tedavi Yöntemleri

    En son teknolojik donanımlar ve bilimsel olarak kanıtlanmış cerrahi/klinik yöntemlerle hizmet veriyoruz.

    Kişiye Özel Yaklaşım

    Her hastanın durumunun benzersiz olduğunun bilinciyle, şikayetlerinize özel ve bütüncül tedavi planları geliştiriyoruz

    Deneyim ve Uzmanlık

    Yılların getirdiği klinik tecrübemizi, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için profesyonel bir titizlikle kullanıyoruz.

    0 %
    HASTA MEMNUNİYETİ
  • İdrar Kaçırma Ameliyatı

    İdrar Kaçırma Ameliyatı

    İdrar Kaçırma Ameliyatı

    İdrar Kaçırma Ameliyatı

    Kadınlarda idrar kaçırma

       İdrar kaçırma (üriner inkontinans) uygun yer ve zamanda olmadığımız bir durumda idrarın istemsiz olarak idrar kanalından akmasıdır. İdrar kaçırma toplumda çok sık görülmektedir. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür ve yaklaşık her 3-4 kadından birini etkiler. İdrar kaçırma görülme sıklığı yaşla birlikte artmaktadır. Hatta 70 yaş üstü kadınlarda bu oran %40 civarındadır. Günümüzde artan yaşam süreleri ile birlikte belli ki idrar kaçırma toplumun hayat kalitesini azaltan önemli nedenlerden biri olacaktır.

       Menopoz sonrası sıklığı artan idrar kaçırma, kadınlar için ciddi sosyal problemler oluşturur. İdrar kaçırma korkusu, kadınların su içmekten korkmasına, evden dışarı çıkmaya çekinmesine ya da toplum içerisinde yapılan aktivitelere katılmasına engel olabilir.

       Hastalar bazen idrar kaçırmayı yaşlanmanın doğal bir süreci olarak kabul ederek tıbbi yardım aramaz, bazen de sorunlarını utandıkları için anlatmaya çekinirler. Bundan dolayı toplumda idrar kaçırma nedeniyle yardım arayanların oranı, görülme sıklığından çok daha azdır. Aslında idrar kaçırmanın mutlaka bir tedavisi olduğunu ve şikayetlerinin ya tamamen geçeceğini ya da çok azalacağını bilmeliler. Hayat kalitelerini azaltan bu sorunla beraber yaşamak zorunda değiller.

       İdrar kaçırmanın çok çeşitli sebepleri arasında en sık görülen tipi, STRES tipi dediğimiz öksürmekle, ağır bir şey kaldırmakla veya hareketle oluşan idrar kaçırmadır. İdrar kaçırma bazen idrar yolları enfeksiyonu gibi altta yatan basit bir hastalıktan kaynaklanabilir. Böyle durumlarda enfeksiyonun tespit edilip tedavi edilmesiyle idrar kaçırma da sona erer. Fakat bazı idrar kaçırma tiplerinde sorun kaslarda ve sinirlerde olabilir. İdrar kaçırma nörolojik veya metabolik önemli bir hastalığında habercisi olabilir (multiple skleroziis, parkinson, diabet gibi hastalıkların ilk belirtisi idrar kaçırma olabilir). Yapılacak ayrıntılı bir muayene, birkaç tahlil ve görüntüleme yöntemiyle idrar kaçırma tipi tespit edilerek, uygun tedaviye geçilir.

    İdrar Kaçırma Ameliyatı: (TOT)

       TVT ve TOT operasyonları SPİNAL veya GENEL anestezi altında yapılır. Vajinaya yapılan yaklaşık 1.5 cm. lik küçük bir kesi ile idrar kanalına ulaşılır ve buraya bir medikal bant yerleştirilir. Bantın iki ucu kasıktan çıkarılarak katlar uygun şekilde kapatılır (TVT ameliyatında ise yine vajinal bölgeden yerleştirilen bantın iki ucu alt karın bölgesinden çıkarılır). Bant vücuttan daha sonra çıkartılmaz, artık vücudun bir parçası haline gelir. Vücudun dışından kesinlikle gözükmez ya da sarkmaz. Hasta bir gün hastanede kalır ve ertesi gün taburcu edilir. İki-üç gün içinde hızlıca iş hayatına dönebilir.  Ameliyatın başarısı %95’in üzerindedir , uzun dönemde etkinliği devam eder ve nadiren tekrarlar.

       Genel ya da Spinal Anestezi olamayacak hastalarda ise LOKAL anestezi ile MİNİ-SLİNG (Bu ameliyatta vajinal yolla ufak bir kesi den TOT ameliyatındakinden daha küçük bir bant takılır) ya da idrar yolundan madde enjeksiyonları ile kaçırma önlenebilir fakat bu tedavilerin başarıları TOT ameliyatındaki kadar etkili ve uzun süreli değildir.

     

    İdrar kaçırma tipleri nelerdir?

    • Stres tipi idrar kaçırma: Kadınlarda en sık gözlenen idrar kaçırma problemidir. Bu tip idrar kaçırma; öksürme, hapşırma, gülme, ani hareket etme, ağır bir şey kaldırma veya cinsel ilişki sırasında gerçekleşir. Buradaki STRES TİPİ, karın içi basıncındaki değişmeyi ifade eder ve tüm bu durumlarda karın içi basınç artar. Stres tipi idrar kaçırması, mesanenin hemen çıkışında olan ve idrar tutmamızı sağlayan SFİNKTER kasının görevini tam olarak yapamaması sonucunda oluşur. En büyük risk faktörleri zor ve çok doğum yapmaktır. Menopoz, ileri yaş, sigara kullanmak, kronik öksürük, kabızlık ve vücut kitle indeksinin yüksek olması(obesite) da bu tip idrar kaçırmada diğer risk faktörlerini oluşturur. 
    • Sıkışma tipi idrar kaçırma: Bu tip inkontinans, aşırı aktif mesane ile beraber olabilir ve idrar torbası(mesane) tam dolu olmasa bile hastada bir anda sıkışma yaşanır. Bu tip kaçırmada kuvvetli idrar yapma isteği ile beraber idrar kaçırma görülür. Hasta “idrarımı tuvalete yetişemeden kaçırıyorum” diye ifade eder. Sebebi mesane kaslarının istemsiz bir şekilde idrar kaçırmaya neden olacak kadar kasılmasıdır.

     

    • Fonksiyonel inkontinans: Bu kaçırmanın nedeni hastanın fiziksel bir durumu (diz artiriti, kalça veya bacak protezi) nedeniyle tuvalete giderken idrarını tutamamasıdır.
    • Taşma tipi inkontinans: Mesanedeki doluluğun hissedilmemesi ve aşırı dolması nedeniyle taşma şeklinde olan idrar kaçırılmasıdır. Bu durumla beraber hastada böbrek yetmezliği de görülebilir.
    • Total inkontinans: Gece ve gündüz sürekli idrar kaçırılma vardır. Bazı ameliyatlardan (kadın hastalıkları ve kanser ameliyatları) ve ışın tedavisinden (radyoterapi) sonra gelişirse mesanenin delindiğinden(fistül oluşumu) şüphelenilir.
    • Karışık tip inkontinans: Sıkışma ve stres tipi idrar kaçırma sorunun bir arada gözlenmesidir.

    İdrar kaçırma da nasıl tanı konulur?

       İdrar kaçırma şikayeti ile gelen bir hastada, beraberinde sıkça görüldüğü için öncelikle genital organlarda vajinal bir sarkma olup olmadığı vajinal muayene ile değerlendirilir. Özellikle çok sayıda vajinal doğum yapan kadınlarda rahimde ve vajina duvarlarında sarkmalar olabilir. Genital muayene sonrası tam idrar tahlili ve ultrasonografi istenir. Eğer idrar kaçırma için cerrahi müdahale gerekirse aynı seansta rahim, idrar torbası ve rektum (kalın barsak) sarkmaları da düzeltilebilir.

    Cerrahi müdahale her idrar kaçırma tedavisine uygulanabilir mi? 

       İdrar kaçırmanın tedavisi, altta yatan etkenlere ve idrar kaçırmanın tipine bağlı olarak değişir. Sıkışma tipi kaçırmada öncelikli tedavi, hayat tarzı değişiklikleri ve ilaçlar iken, stres tipinde ise cerrahi tedavi öncesi ilaçlar ve kegel egzersizleri denenebilir. Öksürme, hapşırma ve ani hareketle olan stres tipi idrar kaçırmada ilaçlar ve kegel egzersizleri sürekli uygulama gerektirdiğinden bunları bırakmak hastalığında geri gelmesine neden olacaktır. Bu nedenle STRES TİP idrar kaçırmada KESİN TEDAVİ AMELİYATTIR. İdrar kaçırmanın cerrahi tedavisinde en sık kullanılan güvenilirliği ve başarısı kanıtlanmış iki ameliyat türü; TVT (transvaginal tape uygulaması) ve TOT (transobturator tape uygulaması) ameliyatlarıdır. Sıkışma tipi kaçırmalarda ilaç tedavileri başarısız olursa mesane içine BOTOKS uygulaması yapılabilir. Etkinliği yüksek olan bu tedavinin ortalama 8-9 ay civarında tekrarlanması uygundur.

       TVT ve TOT orta-üretral askı ameliyatlarıdır. Bu ameliyatlarda özel bir maddeden yapılan örgü şerit şeklindeki bir bant (meş) vajinal bölgeden mesaneden çıkan idrar yolunun altına yerleştirilir ve bir askı gibi burayı destekler. 

     

    Prof. Dr. Tarık YONGUÇ

    Daha İyi Sağlığa Giden Yolunuz, Adım Adım

    01

    Randevu Alın

    Beklemeden muayene olmak için randevu alın

    02

    İletişim

    Tedavi sürecinizi planlamak ve detaylı bilgi almak için bize ulaşın

    03

    Tedavinize Başlayın

    Ürolojik sağlığınızı uzman ellere emanet ederek daha konforlu bir hayata başlayın

    Neden Bizi Seçmelisiniz?

    Sağlığınız, Mükemmelliğe Olan Bağlılığımız

    Güncel ve Modern Tedavi Yöntemleri

    En son teknolojik donanımlar ve bilimsel olarak kanıtlanmış cerrahi/klinik yöntemlerle hizmet veriyoruz.

    Kişiye Özel Yaklaşım

    Her hastanın durumunun benzersiz olduğunun bilinciyle, şikayetlerinize özel ve bütüncül tedavi planları geliştiriyoruz

    Deneyim ve Uzmanlık

    Yılların getirdiği klinik tecrübemizi, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için profesyonel bir titizlikle kullanıyoruz.

    0 %
    HASTA MEMNUNİYETİ
  • Erkekte Yapay Sfinkter

    Erkekte Yapay Sfinkter

    Erkekte Yapay Sfinkter

    İdrar Nasıl Depolanır?

       Böbreklerde oluşan idrar, idrar torbasında (mesane) depolanır. Mesane yapısı gereği içindeki idrar arttıkça genişleyerek bu duruma uyum sağlar. Mesane doldukça idrar hissi yavaş yavaş artar ve bu his iyice artınca sosyal olarak uygun bir zamanda idrar boşaltılır. Mesanenin çıkışında iki adet sfinkter dediğimiz idrar tutucu mekanizma mevcuttur ve idrarın depo edilmesini de bu mekanizmalar sağlar. İdrar belirli bir miktara ulaştığında beyin uyarılır, beyinden gelen komutla bu 2 sfinkter gevşer, idrar torbası kasılır ve idrar kanalıyla dışarıya atılır. Mesane çıkışındaki ilk sfinkter otomatik olarak kontrol edilir.

       Yani istemsizdir ve gerektiğinde kasılarak idrarın kaçmasını önler. Daha sonraki sfinkter ise istemlidir, yani bu sfinkteri kendimiz kontrol edebiliriz ve isteyerek kastığımız da idrarı tutmamızı sağlar. Bu ikinci sfinkter daha güçlüdür ve idrarı tutmada daha çok işe yarar. Özellikle radikal prostat ameliyatı geçirmiş hastaların %5’inde sfinkter hasarına bağlı kalıcı idrar kaçırması görülebilmektedir.

       Bu iki sfinkterin görevini yapamadığı durumlarda idrar sürekli olarak kaçar. İdrar kaçırmanın bu durumunda çözümü, hastaya yapay sfinkter takılması ameliyatıdır. Yukarıda anlattığımız istemli olarak kontrol edilebilen sfinkteri taklit eden YAPAY SFİNKTER vücuda ameliyatla takılan bir protezdir.

    Yapay Sfinkter Nedir? (İdrar Tutmayı Sağlayan Protez)

       Yapay sfinkter, hastanın idrarını kontrol etmesini sağlayan ve mekanizması olan 3 parçalı bir protezdir. Normal yapıda bir sfinkter, idrar tutmayı sağlayan kasılma ve gevşeme özelliği olan halkasal bir kastır. Yapay sfinkter artık çalışmayan sfinkter kasının işlevini yapmaktadır.

    ​   Yapay Sfinkter 3 parçadan oluşur; silikon yastık kelepçe, su haznesi ve pompa. Silikon yastık kelepçe idrar torbasının çıkışında idrar yolunun etrafına, çalışmayan sfinkter kasının yerine takılır. Su haznesi karın içine idrar torbasının yanına ve mekanizmayı çalıştıracak pompa da sağ testisin yanına, testis torbası içine yerleştirilir. Vücudun dışında hiçbir parça yoktur. Hasta idrar yapmak için testis torbasındaki pompayı bir kere sıkar ve bırakır. Silikon halka açılır ve idrar torbasında biriken idrar açılan idrar kanalından vücudun dışına çıkar. Hasta idrarını yapar, bitirir ve slilikon kelepçe başka bir müdahaleye gerek kalmadan rezervuardaki suyla dolarak idrar kanalını kapatır. Böylece hasta artık idrar kaçırmaz ve bir daha idrarını hissedince tuvalete giderek aynı işlemi tekrarlar. Yapay sfinkter tam olarak fizyolojik süreci taklit ederek hastanın idrarını tutmasını ve istediği yerde yapabilmesini sağlar.

    Yapay sfinkter Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılır?

       Yapay Sfinkter ameliyatı sfinkter kasının çalışmadığı veya hasar gördüğü durumlarda yapılır. En sık nedeni prostat kanseri nedeniyle yapılan radikal prostatektomi veya radyoterapi (ışın tedavisi) tedavileri nedeniyle sfinkter kasının hasar görmesidir. Daha az görülmekle beraber iyi huylu prostat ameliyatlarından sonra da sfinkter kası hasarlanmakta ve bu hastalarda da idrar kaçırma için yapay sfinkter takılmaktadır.

       Eğer sfinkter hasarına neden olan ameliyat, üretra (idrar kanalı) hasarına da neden olmuş ve idrar yolu daralmış ise önce üretradaki darlığın ameliyatla düzeltilmesi gerekir. Üretradaki daralma düzeltildikten sonra hastanın idrar kaçırması için yapay sfinkter ameliyatı yapılabilir.

    Yapay Sfinkter Ameliyatı

       Yapay sfinkter ameliyatı SPİNAL veya GENEL anestezi altında AÇIK olarak yapılan bir ameliyattır. Testisler ile anüs arasından (Perineal bölgeden) yapılan yaklaşık 5 cm. lik kesi ile idrar kanalında sfinkter dediğimiz bölgeye ulaşılır. İdrar kanalına zarar vermeden kanalın serbestlenmesi için oldukça titiz çalışılması gerekir. Kullanılacak silikon yastığın çapını belirlemek için bu bölge ölçülür ve en uygun olanı idrar kanalına bir zarar vermeden yerleştirilir. Daha sonra hastanın durumuna göre ya aynı kesiden ya da kasık bölgesine yapılacak ikinci bir kesiden silikon vasıflı yumuşak su kesesi karın içine idrar torbasının yanına yerleştirilir. Son olarak ta mekanizmayı çalıştıracak kumanda testis torbasının içine yerlştirilir. Bağlantı tüpleri birleştirilir. Sonra sistemin kusursuz çalıştığından emin olunur. Katlar kapatılır ve bandaj ile örtülür. Hastaya ameliyat sırasında takılan sonda ameliyattan sonraki sabah çıkarılır. Hastanede yatış süresi 1-2 gündür. Bandajda genellikle 2 gün tutulur. Ameliyattan sonra vücudun dışından hiçbir malzeme görünmez.

       Ameliyattan sonra 4-6 hafta mekanizma aktif hale getirilmez ve yapay sfinkter çalıştırılmayacağı içinde hasta bu sürede idrarını kaçırmaya devam eder. Bu süre içerisinde hasta alt bezi kullanmaya devam eder. Ameliyattan sonraki 4-6 haftalık süre de iyileşme ve halkanın idrar kanalına uyumu beklenir. Hastada özel bir durum yok ise 2 hafta sonra kontrol edilir. Yapay sfinkter 4-6 hafta sonra çalıştırılır. Yapay sfinkterin çalışmaya başlaması için testis torbasına yerleştirilen pompanın 1 kere sıkılması yeterlidir. Bu basit işlem birkaç kez bizzat hastaya tekrarlatılır ve hastaya mekanizmanın kullanımı öğretilir.

       Sinkter hasta tarafından kullanılmaya başlandıktan sonra artık hastanın bez kullanmasına gerek kalmayacak ve idrarı geldiğini hissedecektir. İdrara sıkıştığını hisseden hasta uygun zaman ve ortamda pompaya basıp, mekanizmayı açarak idrarının hepsini boşaltabilecektir. Mekanizmaya ikinci bir müdahale gerekmez ve kendiliğinden otomatik olarak kapanır.

    Prof. Dr. Tarık YONGUÇ

    Daha İyi Sağlığa Giden Yolunuz, Adım Adım

    01

    Randevu Alın

    Beklemeden muayene olmak için randevu alın

    02

    İletişim

    Tedavi sürecinizi planlamak ve detaylı bilgi almak için bize ulaşın

    03

    Tedavinize Başlayın

    Ürolojik sağlığınızı uzman ellere emanet ederek daha konforlu bir hayata başlayın

    Neden Bizi Seçmelisiniz?

    Sağlığınız, Mükemmelliğe Olan Bağlılığımız

    Güncel ve Modern Tedavi Yöntemleri

    En son teknolojik donanımlar ve bilimsel olarak kanıtlanmış cerrahi/klinik yöntemlerle hizmet veriyoruz.

    Kişiye Özel Yaklaşım

    Her hastanın durumunun benzersiz olduğunun bilinciyle, şikayetlerinize özel ve bütüncül tedavi planları geliştiriyoruz

    Deneyim ve Uzmanlık

    Yılların getirdiği klinik tecrübemizi, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için profesyonel bir titizlikle kullanıyoruz.

    0 %
    HASTA MEMNUNİYETİ
  • Böbrek Taşı Için RIRS(Flexible URS) Ameliyatı

    Böbrek Taşı Için RIRS(Flexible URS) Ameliyatı

    Böbrek Taşı Için RIRS(Flexible URS) Operasyonu

    Böbrek Taşı Için RIRS(Flexible URS) Operasyonu

    Fleksible Üreteroskopi (URS) ile Böbrek Taşı Tedavisi

       Fleksible Üreteroskopi, böbrek taşlarının tedavisi için oldukça popüler ve gün geçtikçe yaygınlaşan bir tedavi seçeneğidir. Endoskopik olarak kameralı ince optik cihazlar ile idrar yolundan böbreğe ulaşarak lazer ile taşın kırılmasıdır. Taş çoğunlukla toz haline getirilerek kendi kendine dökülmesi sağlanır.

    Böbrek taşlarının tedavisinde diğer bir tedavi alternatifi şok dalga tedavisi (ESWL) dir. Ancak şok dalga tedavisinde anestezi uygulanmadığı için ağrılı bir tedavi olabilir. Ayrıca bazı sert taş cinsleri ESWL tedavisinde kırılmaz veya büyük parçalara ayrılır ve kendi kendine düşemez. Bu gibi durumlarda yine FLEKSİBLE URS tedavisi gerekecektir.

       Flexible URS, artan cerrahi deneyim ve teknolojik gelişmelerdeki ilerlemeler sayesinde böbrek taşlarının tüm boyutlarında etkili bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır.

    Fleksible Üreteroskopi İşlemi ve Sonrası

       Operasyon tipik olarak GENEL ANESTEZİ ile yapılır ancak uygun hastalarda SPİNAL ANESTEZİ ile de yapılabilir. Ameliyat öncesi antibiyotik genellikle olası enfeksiyonu önlemek için verilir. İşlem küçük çaplı taşlar için 20 dakika kadar kısa; daha büyük taşlar için bir saat veya daha uzun sürebilir. Taburcu olduktan sonra hastanın fiziksel aktiviteleri üzerinde herhangi bir sınırlama yoktur.

       Operasyon sırasında eğer URS aleti böbrek kanalından (üreter) geçmez ya da enfeksiyon tespit edilirse hastaya zarar vermemek için böbreğe geçici kateter (double J stent) takılarak işlem genellikle 1 hafta ertelenir. Bu sürede hastaya antibiyotik verilir ve 1 hafta sonraki operasyon çok daha güvenli bir şekilde yapılabilir. Taş böbrek kanalına zarar vermişse düzgün iyileşme sağlamak için ya da taş toz haline gelmeden taş kırıntıları halinde kalırsa, kırıntıların böbrek kanalını tıkamadan dökülmesi için hastaya operasyondan sonra geçici kateter takılabilir. Genelikle iyi tolere edilen kateterler LOKAL ANESTEZİ ile ayaktan çıkarılır.

    Fleksible Üreteroskopi’nin Yan Etkileri Nelerdir?

       Herhangi bir cerrahi prosedürde olduğu gibi, nadir de olsa komplikasyonlar yaşanabilir. Bu komplikasyonlar arasında taşların alınamaması, üriner enfeksiyon ve üreter darlığı sayılabilir. Kanama dahil ciddi komplikasyonlar oldukça nadirdir. Çoğu yan etkinin oluşması böbreğe kateter takılması ile önlenebilmektedir.

    RIRS Nedir?

       Böbrek taşları için uygulanan RIRS birçok açıdan böbrek kanalı (üreter) taşları için uygulanan URS tedavisi ile benzer bir tedavi yöntemidir. Böbrek taşlarının idrar kanalından girilerek lazer ile toz haline getirilmesidir. Bu tedavi yöntemi neredeyse her boyuttaki böbrek taşları için uygundur. Herhangi bir kesi yapmadan çok ince kameralı optik cihazlar yardımı ile böbreğe ulaşılarak operasyon gerçekleştirir. İdrar kanalı üzerinden böbreğin odacıklarına ulaşıldıktan sonra lazer ile taşlar tamamen kırılır ve idrarla dışarı atılabilecek kadar ufalanır ve toz haline getirilir.

    RIRS Sonrası İyileşme Süresi

       Operasyon tamamen böbreğin doğal boşlukları kullanılarak yapıldığından hastalar operasyondan sonraki gün normal yaşantılarına dönebilir.

    Prof. Dr. Tarık YONGUÇ

    Daha İyi Sağlığa Giden Yolunuz, Adım Adım

    01

    Randevu Alın

    Beklemeden muayene olmak için randevu alın

    02

    İletişim

    Tedavi sürecinizi planlamak ve detaylı bilgi almak için bize ulaşın

    03

    Tedavinize Başlayın

    Ürolojik sağlığınızı uzman ellere emanet ederek daha konforlu bir hayata başlayın

    Neden Bizi Seçmelisiniz?

    Sağlığınız, Mükemmelliğe Olan Bağlılığımız

    Güncel ve Modern Tedavi Yöntemleri

    En son teknolojik donanımlar ve bilimsel olarak kanıtlanmış cerrahi/klinik yöntemlerle hizmet veriyoruz.

    Kişiye Özel Yaklaşım

    Her hastanın durumunun benzersiz olduğunun bilinciyle, şikayetlerinize özel ve bütüncül tedavi planları geliştiriyoruz

    Deneyim ve Uzmanlık

    Yılların getirdiği klinik tecrübemizi, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için profesyonel bir titizlikle kullanıyoruz.

    0 %
    HASTA MEMNUNİYETİ